Yeni Sınav Sistemi ve Dil Öğrencileri

YÖK Başkanı Yekta Saraç tarafından üniversite sınav sisteminin değişeceği açıklandığından beri herkesin aklında onlarca soru işareti yer etmiş durumda. Özellikle sayıca azınlık bir bölüm olan ve bu nedenle hakkında kimsenin konuşmadığı dil bölümü öğrencileri için durum çok daha karışık. Sayısal, eşit ağırlık ve sözel öğrencileri için iyi kötü bir çok yorum varken, dil öğrencileri için yorum yapan neredeyse kimse yok. Peki üzerinde konuşulan yeni sistemin dil öğrencilerine etkisi nasıl olacak?

Öncelikle henüz sistem hakkında resmi bir açıklama yapılmadığını belirtmek lazım. Ancak YÖK, uygulamanın bu sene başlayacağını ve yeni sistemde YGS’nin yerinin olmadığını belirtti. Bu da bize açıkça bu sene Mart ayında YGS’nin yapılmayacağını gösteriyor. Daha önce 1 gün Mart ayında YGS, sonrasında da Haziran ayında 2 hafta sonuna yani 4 güne yayılmış LYS’ler ile toplam 5 gün süren bir üniversite sınav süreci vardı. Yeni sistemde Haziran ayında bir hafta sonunda tüm sürecin tamamlanacağı söyleniyor. Hatta dün YÖK Başkanı Yekta Saraç sosyal medya hesabında konuyla ilgili alttaki infografiği paylaştı.

Bu infografik aslında yeni sistemin yol haritasını net bir şekilde belirtiyor. YGS/LYS sisteminden hemen önce yapılmakta olan ÖSS sisteminin neredeyse aynısı bir sistem bizi bekliyor.

ÖSS Döneminde Dil Öğrencileri

ÖSS döneminde dil öğrencileri Haziran ayında bir pazar günü ÖSS adlı sınava giriyorlardı. 2005 yılına kadar yapılan ÖSS’lerde Sayısal, Sözel, Eşit Ağırlık ve Dil olmak üzere 4 puan türü vardı. Sözel Bölüm ve Sayısal Bölüm olmak üzere 2 bölüme ayrılan sınavda adaylara 45 Türkçe, 45 Sosyal, 45 Matematik ve 45 Fen Bilimleri sorusu tek kitapçıkta tek oturumda soruluyordu ve toplamda 180 dakika sınav süresi veriliyordu. 4 puan türünde de testlerin puan değeri farklıydı ve adaylar hangi puan türünden tercih yapacaksa ona göre ağırlıklı soru çözümü yapıyorlardı. Mesela bir sayısal öğrencisi için öncelik Matematik ve Fen Bilimleri testlerinde iken, sözel öğrencisi için Türkçe ve Sosyal Bilimler testlerindeydi.

Dil öğrencileri o dönemde bu sınava girip sadece Türkçe ve Sosyal Bilgiler testlerini çözüyorlardı, çünkü o dönemde Matematik ve Fen Bilimleri testlerinin dil puan türüne katkısı sıfırdı.

ÖSS’yi takip eden bir sonraki pazar günü ise sadece dil öğrencilerinin girdiği 100 sorudan oluşan ve adı YDS olan bir sınav yapılıyordu ve dil öğrencilerinin puanı ÖSS’deki Türkçe ve Sosyal testleri ile YDS’deki İngilizce sorularına verdikleri yanıtlarla hesaplanıyordu. Tek bir dil puanı ile tüm dil bölümleri seçiliyordu.

2006 ile birlikte ÖSYM sınav sisteminde bir değişikliğe gitti ve puan türünü 4’ten 7’ye çıkardı. Dil puanı yine tek kalmıştı ama Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık puan türlerinde 1 ve 2 puanları gelmişti. Adaylar yine sınava tek oturumda alınıyordu ama sınav kitapçığı 2 bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde her biri 30’ar sorudan oluşan Türkçe, Sosyal Bilgiler, Matematik ve Fen Bilimleri soruları vardı ve bu bölüm dil öğrencileri de dahil tüm adaylar için zorunluydu. İlk defa o sene dil öğrencileri Matematik ve Fen Bilimleri testlerinden de puan almaya başlamıştı. Sınavın ikinci bölümünde ise yine her biri 30’ar sorudan oluşan Edebiyat-Sosyal Bilimler, Sosyal Bilimler, Matematik ve Fen Bilimleri adlı 4 test vardı ve adaylar bu testlerden tercih etmeyi düşündükleri bölümün puan türünün hesaplanmasında kullanılan testleri çözüyorlardı. Mesela sayısal öğrencileri sınavın birinci bölümü ve ikinci bölümdeki Matematik ve Fen testlerini çözerken, sözel öğrencileri birinci bölüme ek olarak Edebiyat-Sosyal Bilimler ve Sosyal Bilimler testlerini çözüyorlardı. Dil öğrencileri bu sınavda sadece ilk bölümü çözüp, yine bir hafta sonra YDS’ye giriyorlardı. Puan hesaplamasında ise birinci bölümdeki Türkçe, Sosyal, Matematik ve Fen testleri ile YDS’deki İngilizce testinin netleri kullanılıyordu.

Bu sistemde adaylara Say-1 ve Say-2, Söz-1 ve Söz-2, Ea-1 ve Ea-2 ve Dil olmak üzere 7 puan türünde sonuç açıklanıyordu. 1 nolu puan türleri sadece sınavın birinci bölümündeki testlere verilen cevaplarla oluşturuluyordu. Yani bugünün YGS puanları gibiydi ve sadece önlisans bölümlerini tercih ederken kullanılıyordu. 2 nolu puan türleri ise birinci bölüm ile ikinci bölümdeki ilgili testlerin ortak değerlendirilmesiyle hesaplanıyor ve lisans bölümlerine yerleştirilmek için kullanılıyordu. Yani bugünün LYS puanları gibiydi. Dil ise yine tek puandı ve tüm dil bölümleri bu puanla tercih ediliyordu.

Sistem 2010 yılına kadar bu şekilde devam etti ve 2010 itibariyle bugün kullanılan ve kaldırılması düşünülen YGS/LYS sistemi geldi.

Şimdi tekrardan puan türlerinin azaltılması ve Haziran ayında bir hafta sonunda sınavın yapılması söz konusu ve adayların kafası haklı olarak karışık. 2017 yılında sınava girecek bir adayın en son 2009 yılında uygulanan bir sistemi hatırlaması ve sistemi anlaması neredeyse imkansız.

Yeni Sistem Nasıl Olacak

Bu konuda tabi ki YÖK tarafından yapılacak olan resmi açıklama gelmeden net bir şey söylemek mümkün değil. Ancak yapılan açıklamaları analiz ettiğimizde sistem az çok kendini gösteriyor. Şahsi fikrim zaten net bir şekilde söylendiği gibi YGS’nin yapılmayacağı, Haziran ayında da eskiden olduğu gibi Sayısal, Sözel ve Eşit Ağırlık öğrencilerine 1, Dil öğrencilerine ise 2 sınav yapılacağı yönünde. Yeni sistemde tek fark, eskiden 1 hafta sonra sınava giren dil öğrencilerinin artık tek hafta sonunda sınav yapılacak dendiği için arka arkaya iki gün sınava girecek olması gibi görünüyor.

Yeni sistemde sadece 4 puan türü olacağı için tüm testler mutlaka 1 tane olacaktır. 2006-2009 arası gibi iki bölümlü bir sınav anlamsız olacaktır.

Dil öğrencileri için bu sistemde girilecek dil sınavı LYS ile, üniversite giriş sınavı ise YGS ile eşdeğer olacaktır ve pek bir şey değişmeyecektir.

Türkçe ve Matematik Ağırlıklı Sınav

YÖK Başkanı, yeni sistemde Türkçe ve Matematiğin merkezde olacağını da söyledi. Ancak benim bu açıklamadan çıkarımım, bu testlerin her puan türünde farklı ağırlığı olacağı. Mesela, sayısal öğrencisi için Matematik, sözel öğrencisi için ise Türkçe en yüksek puan getirisi olan test olacaktır. Bu açıklama dil öğrencileri hesaba katılmadan yapılmış olmalı çünkü dil öğrencileri için sınavın merkezinde İngilizce testi olmalı.

Daha önce uygulanan tüm sistemlerde olduğu gibi dil öğrencileri için en büyük ağırlık İngilizce’de sonrasında da sırasıyla Türkçe, Sosyal, Matematik ve Fen testlerinde olacaktır.

Şimdi Dil Öğrencileri Ne Yapmalı?

Henüz Eylül ayındayız ve yolun başındayız. Şanslıyız ki bu açıklamalar yolun başında yapılıyor. Dil öğrencileri ve hatta tüm öğrenciler için fark eden tek şey aslında YGS’nin kaldırılması ve YGS ayarında ki sınavın Haziran ayında yapılacak olması. YÖK Başkanı’da ısrarla öğrenciler çalışmaya devam etsinler ve müfredata uygun ilerlesinler dedi. Sınavın Türkçe, Sosyal, Matematik ve Fen kısmında YGS’deki konuların aynısı çıkacaktır. Bu nedenle YGS’ye çalışır gibi çalışmaya devam edilmeli. Tek fark, Mart ayına kadar konuları yetiştirmek yerine Haziran ayına kadar vaktimizin olması.

Ancak bu durum İngilizce için de geçerli. Bu nedenle adaylar çalışma programlarını hızlıca revize etmeliler. Özellikle YGS’de belli bir başarıya ulaşmadığı için ağırlığı YGS’ye vermiş ve LYS’yi minimuma indirmiş adaylar hızlıca YGS-LYS arasındaki dengeyi kurmalı. İkisi için de eşit süremiz var ve bu sürede her ikisi için de hazır hale gelmek gerekiyor. Eskisi gibi Mart-Haziran arası sadece İngilizce çalışılacak bir düzen söz konusu değil. İkisini çok iyi bir şekilde dengeli götürmeniz gerekiyor.

 

Bu yazı “barisgurkay.com”dan alınmıştır.



Bir cevap yazın

× Bize Whatsapp'dan7/24 Yazın